ANADOLU HUKUK DERNEĞİ 2008/1
BASIN AÇIKLAMASI
Anadolu Hukuk Derneği olarak biz hukukçular her zaman ve her zeminde ifade ettiğimiz gibi
Hukukun mutlak üstünlüğüne, demokrasinin vazgeçilmez bir yönetim biçimi olduğuna,
temel hak ve özgürlüklerin her şart altında korunması gerektiğine, demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olan kuvvetler ayrılığı prensibine olan inancımızı bir kez daha ifade etmek isteriz.
TBMM gündeminde olan ve görüşmeleri devam eden Anayasa Değişikliği gündemi kapsamında yapılan açıklamaları, tartışmaları, gösterileri ve sergilenen üslubu hukukçu olarak bizler kaygıyla ve endişeyle izliyoruz.
Gündem Temel hak ve özgürlükler alanındaki sınırlamaların kaldırılması olmasına rağmen üzülerek görmekteyiz ki tartışmalar başka başka alanlara taşınmaktır. Açıklamalar toplumu kutuplaşma ve ayrışmaya sevk eder bir içerik kazanmaktadır.
Yasama yetkisini halk adına kullanmakla görevli olan TBMM ‘nin iradesine ipotek koyma tavır ve davranışlarının yargı mensupları ve akademik çevrelerce ifade edilmesi konuyu daha da vahim bir hale sokmaktadır. Demokrasi ve hukukun üstünlüğüne inandığını ifade eden kimselerin bu inançlarına uygun davranış sergilemeleri gerekirken yaşanan olaylar göstermektedir ki bu düşünce sadece sözde kalmaktadır.
Özgürlükleri sonuna kadar desteklemesi gereken üniversitelerin ve öğretim görevlilerinin temsilcisi sıfatıyla açıklama yapan Üniversiteler Arası Kurulun bir kısım üyelerinin yaptığı açıklamalar da son derece talihsizdir. Bırakın özgürlükten yana olmayı yasakçı bir zihniyetin temsilciliği ve sözcülüğü yapılmakta, hukukla, bilimle ve çağdaşlıkla izahı mümkün olmayan söylemler dile getirilmektedir. Her türlü yasağa karşı en önde mücadele etmesi gereken bu kurumların temel hak ve özgürlüklerin kullanılması konusunda; bırakın özgürlükten yana bir tavır sergilemesini, yasakçı bir zihniyetin fanatik destekçisi gibi tavır ve davranış sergilemelerini izah etmek mümkün değildir.
Bir kısım sivil toplum örgütlerinin, özgürlüklerden korkan bir tavır sergilemeleri ve özgürlüklere hayır kampanyaları düzenlemeleri de dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde olmayan bir davranıştır. Bu ortamda bazı çevrelerin eski alışkanlıkları gereği demokrasi dışı çareler aradığı ve darbe çığırtkanlığına başladığını da görmekteyiz. Her şeye rağmen özgürlük savunuculuğu yapan sivil toplum örgütlerini ve akademik camiayı da burada övgüyle anmaktayız.
Kuvvetler ayrılığı prensibi gereği yargı yetkisini, millet adına kullanan yargının temsilcilerinin yaptığı son açıklamaları da hayretle ve endişeyle izlemekteyiz. Yapılan açıklama ve söylemler yargıçlar devleti çağrımı yapmaktadır.
Yaşanan son olaylar bir kısım siyasilerin aynı zamanda uzman birer ilahiyatçı olduğunu da öğrenmemizi sağlamıştır.
Konunun “ Temel Hak ve Özgürlükler” kapsamında tartışılması ve değerlendirilmesi gerekirken, farklı açılardan yaklaşımlar sergilenmesini, olayı rejim aleyhtarı bir girişim şeklinde sunma gayretlerini iyi niyetli gayretler olarak değerlendirmek mümkün değildir.
Anadolu Hukuk Derneği olarak bizler; konunun her demokratik toplumda olduğu gibi yasal çerçevede kalınarak toplum ihtiyaçlarına uygun bir şekilde sonuçlanmasını bekliyor ve temenni ediyoruz.
Saygılarımızla. 07.02.2008
Av. Süleyman Gürkök
Anadolu Hukuk Derneği Başkanı